Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Mustafakemalpaşa Şube Başkanı Burak Gökmen, Ataeli.com.tr muhabiri Hasan Tosunoğlu'na yaptığı açıklamalarda Cumhuriyet Halk Partili Belediye Meclis Üyesi Orhan Borazan ile belediye yönetimine yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulundu.

Gökmen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"Hayır yazmıyayım diyorum, bu tür durumlara yazmamak da işin sonunda durumu kabullenmeye mecbur ediyor insanı.

Ben artık bu belediyenin CHP belediyesi olduğunu düşünmüyorum!

Aslında kendi adıma bir sorun yok, ama kendini laik, Atatürkçü, sosyal demokrat, seküler olarak tanımlayan siz CHP seçmenin oylarının heba olmasına üzülüyorum.

SORU 1: CHP’nin meclis üyesinin düzenlediği “DERNEKLER TEMSİLCİLERİ BULUŞMASINDA” CHP nin en çok temas kurması gereken dernekler Atatürkçü Düşünce Derneği, Kültür Sanat Derneği gibi dernekler neden davet edilmedi?

SORU 2: Bu organizasyonun zeminin oturtulduğu anlam nedir? Yörük ve Türkmen dernekleri desem değil, kültürel kimlik üzerine desem Karadenizliler derneği yok. Hani desem ki Mustafakemalpaşa ilçesinde bir memnuniyet arayışı yada halkla bütünleşme çabası ee Muhtarlar Derneği yok.

Bunun adı: İŞBİLMEZLİK. Bu bir bütünleşme değil ayrışma yaratır. Yapmayın kardeşim bir işi elinize yüzünüze bulaştıracaksanız yapmayın ki bizde sessizce oturalım."

Davut Gürkan Mustafakemalpaşa Teşkilatıyla Bir Araya Geldi
Davut Gürkan Mustafakemalpaşa Teşkilatıyla Bir Araya Geldi
İçeriği Görüntüle

Bu paylaşımın ardından Ataeli.com.tr olarak Burak Gökmen’e, söz konusu eleştirilerini ve Cumhuriyet Halk Partili belediye yönetimine yönelik değerlendirmelerini açmasını istedik.


Soru 1:

Bu paylaşımdaki siteminiz, Bursa Ertuğrulgazi Karakeçeli Yörük Türkmen Derneği Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Meclis Üyesi Orhan Borazan’ın şahsına mı, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine ya da Cumhuriyet Halk Partili belediye yönetimine mi yöneliktir?

Cevap:
Elbette bu toplantıyı organize eden kişiye yöneliktir; ancak bunları birbirinden tamamen ayırmak da mümkün değildir. Sayın Orhan Borazan her ne kadar Bursa Ertuğrulgazi Karakeçeli Yörük Türkmen Derneği Başkanı olsa da, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsil eden bir belediye meclis üyesidir. Ayrıca söz konusu toplantıya belediye başkanının kendisi ve Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanı da katılım sağlamıştır.

Seçimlerde insanlar oy verirken kendi perspektiflerine göre oy kullanır; yerel siyaset dediğimiz şey de tam olarak budur. Siyasetin temsilcilerinin “Biz bilmiyorduk”, “haberimiz yoktu” ya da “çağırıldık, gittik” deme lüksü yoktur. Anlamının ve içeriğinin ne olduğunu sorgulamadıkları bir toplantıya katılmaları, bana göre saçmalıktan öteye geçmez. Ben bu işbilmezliğe kızdım.


Soru 2:

Cumhuriyet Halk Partili bir belediye meclis üyesinin ev sahipliğinde düzenlenen “Dernekler Temsilcileri Buluşması”nda, Atatürkçü Düşünce Derneği başta olmak üzere bazı önemli sivil toplum kuruluşlarının davet edilmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap:
Bursa Ertuğrulgazi Karakeçeli Yörük Türkmen Derneği Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Meclis Üyesi Orhan Borazan’ın ev sahipliğinde düzenlenen bu toplantıya, yalnızca kendi çevresindeki derneklerin çağrıldığını görüyoruz. Kontenjandan meclis üyeliğine girmiş bir isim olarak, Atatürk’ün kurduğu partide görev yaparken Atatürkçü Düşünce Derneği’ni nasıl es geçebildiğini gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yanı sıra Muhtarlar Derneği, kültür ve sanat dernekleri ile Karadenizliler Derneği başta olmak üzere birçok önemli sivil toplum kuruluşu bu toplantıya davet edilmemiştir. Bu durumda insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu toplantının amacı nedir? Biz neden çağırılmadık? Bu bir halkla bütünleşme çabası mı, yoksa sınırlı bir çevreye yönelik bir halkla ilişkiler çalışması mı?


Soru 3:

Paylaşımınızda “Ben artık bu belediyenin Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullandınız. Bu düşünceye sizi götüren nedenler nelerdir?

Cevap:
Ben bir sivil toplum kuruluşu başkanıyım. Ortaya doğrudan bir siyasi irade koymam doğru olmaz. Ancak derneğimiz, kamuoyunda laikliğin ve Atatürkçülüğün savunucusu, muhalif bir yapı olarak biliniyor. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partili bir belediye yönetimiyle daha yakın temas kurabileceğimize inanıyorduk.

2025 yılı Şubat ayında kongremizi yaptık. O tarihten bu yana Cumhuriyet Halk Partisi hariç tüm muhalif partiler derneğimizi ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. 14 Eylül Mustafakemalpaşa’nın kurtuluşu için, içinde belediye başkanımız Sayın Şükrü Erdem’in de yer aldığı tanıtım videosunu belediye yöneticilerinin talepleri doğrultusunda hazırlamamıza rağmen, bu video belediyenin resmî sosyal medya hesaplarında paylaşılmadı.

Her 29 Ekim’de geleneksel olarak düzenlediğimiz Cumhuriyet Balomuza belediye yönetimi katılım sağlamazken, diğer derneklerin etkinliklerine bizzat katılım gösterilmesi; Atatürkçülüğü temsil eden bir derneğin başkanı olarak beni ve dernek üyelerimizi doğal olarak üzmektedir.

Açıkça merak ediyorum: Bizi hâlâ “nasıl olsa Atatürk’ün partisi dışında bir partiyi desteklemezler”, “onlar zaten cepte” anlayışıyla mı değerlendiriyorlar? Bu bakış açısı, zaten bilinçli olarak zedelenmeye çalışılan Atatürkçü birlikteliğe zarar verir ve yerel yönetimlere duyulan güveni sarsar.


Soru 4:

Peki bu paylaşımınız, hem Cumhuriyet Halk Partili olup hem de derneğinizin üyesi olan kişileri rahatsız etmez mi?

Cevap:
Bu paylaşımımın, hem Cumhuriyet Halk Partili olup hem de derneğimizin üyesi olan kişileri rahatsız edeceğini düşünmüyorum. Aksine, dernek üyelerimizin büyük bir kısmı benimle aynı düşünceleri paylaşıyor. Bunun yanı sıra, kendisini Atatürkçü olarak tanımlayan ve “Biz de Atatürkçüyüz, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne katılmak istiyoruz” diyerek bizzat bana gelen, üyelik formu alan ancak bu formları doldurup geri getirmeyi unutan ya da bilinçli şekilde görmezden gelen Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri de bulunmaktadır.

Asıl sorgulanması gereken, Atatürk’ün kurduğu partiyi yönettiğini söyleyenlerin Atatürkçü bir sivil toplum kuruluşuna neden mesafeli durduğudur. Biz kimsenin arka bahçesi değiliz. Atatürkçülük, seçim dönemlerinde hatırlanacak bir vitrin süsü de değildir. Eğer bu eleştiriler birilerini rahatsız ediyorsa, rahatsız olanların kendi parti temsiliyet sorumlulukları varken bu sorumluluklarını doğru yerine getirmeyenleri eleştirmeleri gerekir.